Merhabalar.
Bildiğimiz gibi dün Gökçeada açıklarında bir deprem meydana geldi. Tekirdağ'da İstanbul'da orda burda hissedildi. Şiddetliydi gerçekten ben dışardaydım o sırada yoldaydım hissettim ki üst katlarda olanlar bayağı sallanmıştır diye düşünüyorum. Zaten ben başım döndü arkadaşım beni çekti falan derken bitmesine yakın ancak anladım deprem olduğunu. Sallanan arabaların, birden dışarı dökülen insanların şaşkınlığını yaşıyordum korku falan yoktu.
Tabi telefonlar çekmedi bir süre. Şebeke gelince birden mesajlar aramalar dökülüverdi. Yolda ağlayan telaşlı insanlar mesajlar aramalar ister istemez bizi de telaşlandırdı sonra. Neyse biz gideceğimiz yere gittik akşama kadar güzel güzel vakit geçirdik.
Akşam oldu yurda geldim ben. Yurtta bir telaş bir telaş. Hala deprem korkusu atlatılmamış. Yok az önce yine deprem oldu yine olacakmış sesleri, telefonlarda deprem yorumları... Bir de bunun üstüne yurtta bir koku var gaz kokusu gibi. Tabi deprem oldu, elektrik gitti, şiddetli yağmur başladı, gök gürledi, şimşek çaktı, şebekeler gitti, gaz kokuyor, "ölüceeeez" nidaları var. Yetkililer geldi kokunun gaz kokusu olmadığını havalandırmadan geldiğini söylediler ama koku geçmeyince kimseyi tatmin etmedi.
Ben de bir arkadaş ile birlikte bir odada oturup muhabbet ediyorum gayet rahatız internetten alışveriş yapıyoruz falan. Bu olanlardan başta haberimiz yoktu. (Konu bütünlüğü olsun diye başta biliyormuş gibi anlattım:)) Sonra başka bir arkadaş (korkutulmuş) bir telaşla geldi siz ne yapıyorsunuz burada her yer gaz kokuyor bilmem ne bayağı telaşlanmış. Sakinleştirdik onu biraz abartanlarla dalga geçtik. Ama saat ilerledikçe konuşmalar arttıkça kızlar birbirlerini gaza getirmeye başladılar. Aileler aranıyor, erkek arkadaşlar aranıyor gel beni al diye. Eşyalar toplanıyor, kızlar bildiğiniz kaçıyorlar.
Bir de çıkarken herkes gitti bir siz kaldınız demeleri yok mu ? Ya da gelmeyenlere sakin olmalarını söyleyenlere gereksiz trip atanlar? Kalacak yeriniz mi yok da gitmiyorsunuz biz size ayarlarızlar. Bir kişi odada sigara yaksa bom! patlarızlar. Çok telaşlılar.
Gidenler gitti sonra bu sefer gidenlerin arkasından konuşuldu, toplantı yapıldı.Sorumlu olmayanlara gereksiz bağıranlara kızıldı. Güvenlikteki çocuğun kızın yapabileceği ne vardı gerçekten? aranabilecek yerler aranmış, gelenler gelmiş, size yapabilecekleriniz söylenmişti.
Bugün odalara koku gidericiler dağıtıldı :) Ben bunları yazarken yine deprem oldu yine şiddetli yağmur başladı. (Çok güzel yağdı bence) Hala atlatamayanlar var mı abartanlar var mı bilmiyorum.
Ama herkes kontrol etmeli kendini. Kimse kimseyi gaza getirip korkutmamalı. Allah hepimizi korusun. Bereket bereket yağmur yağsın. Anlayışsız insanlar olmasın.
25 Mayıs 2014 Pazar
1 Nisan 2014 Salı
Arkadaşlığa... Kırgınlığa...
Arkadaşlık ve Kırgınlığa..
Aslında ne kadar kutsal bir kelimedir ki kelamın yetersizliğinin de bir kanıtıdır arkadaşlık. Klişe bir laf olacak ama ''Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır.''
Kan bağı yok akrabalık yok ama gönülden bağlılıktır arkadaşlık.Yediğini içtiğini paylaşır, her zaman beraber olursun. Derdini, üzüntünü paylaşırsın.
Sen senden gidersin sende bile arkadaşın kalır seni kendine getirmek için. Fedakarlığın vücut bulmuş halidir kimi zaman.
Ama ne yazık ki çıkar uğruna kullanılan insanlar da en çok arkadaşlardan çıkar. Günümüzde arkadaşlığı tam anlamıyla yaşatan çok insan yok. Anıları paylaşabileceğin, önceden güldüklerine yine gülebileceğin birilerinin olması ne kadar güzel bir şey.
Farkında değilizdir belki ama arkadaşımız bizden beklemediği bir tepki aldığında kırılabilir ve çok üzülebilir. Kırgınlık farklı bir durumdur. İnsan sevdiğine kırılır çünkü. Arkadaşının,sevdiğin insanı hataları olabilir.
Kırılırsın. Birbirinizi ne kadar sevdiğiniz ya da karşılıklı yapılan fedakarlıklar bir anda kaybolur. Bir de bunun üstüne özür dilemek yerine aynı şeyi tekrarlarsa var arkadaşlığın haline...
''Farkına varamamış olabilir'' diyebilirsin doğru olabilir. Ama tekrarı olursa iyimserlik olarak kalır düşündüklerin.
Arkadaşlık zorlu bir kavramdır. Zamanla ısınır zamanla sırtını dayarsın. Ama küçük bir lafla bitebilir ne yazık ki araya mesafe girebilir.
Ortak arkadaşlara sahipseniz eğer bu daha güç bir durumdur. Ortam bozulur ''O geliyorsa ben gelmiyorum'' lar başlar ve zamanla geriye kırılmış bir kalp ve yitirilen anılar kalır.
Bu yazıyı okurken neden bu kadar karamsar bir düşünce tarzı diyebilirsiniz. Belki de yazıyı ithaf ettiğim kırgın olduğum yakın bir arkadaşım var şu an. Belki aramız düzelince sen bana böyle şeyler yazdın yazdırdın diyecek. Belki hiç farkında olmayacak.
Kırgınlık kolay ve affedilebilir, zor olan arkadaşlık...
Aslında ne kadar kutsal bir kelimedir ki kelamın yetersizliğinin de bir kanıtıdır arkadaşlık. Klişe bir laf olacak ama ''Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır.''
Kan bağı yok akrabalık yok ama gönülden bağlılıktır arkadaşlık.Yediğini içtiğini paylaşır, her zaman beraber olursun. Derdini, üzüntünü paylaşırsın.
Sen senden gidersin sende bile arkadaşın kalır seni kendine getirmek için. Fedakarlığın vücut bulmuş halidir kimi zaman.
Ama ne yazık ki çıkar uğruna kullanılan insanlar da en çok arkadaşlardan çıkar. Günümüzde arkadaşlığı tam anlamıyla yaşatan çok insan yok. Anıları paylaşabileceğin, önceden güldüklerine yine gülebileceğin birilerinin olması ne kadar güzel bir şey.
Farkında değilizdir belki ama arkadaşımız bizden beklemediği bir tepki aldığında kırılabilir ve çok üzülebilir. Kırgınlık farklı bir durumdur. İnsan sevdiğine kırılır çünkü. Arkadaşının,sevdiğin insanı hataları olabilir.
Kırılırsın. Birbirinizi ne kadar sevdiğiniz ya da karşılıklı yapılan fedakarlıklar bir anda kaybolur. Bir de bunun üstüne özür dilemek yerine aynı şeyi tekrarlarsa var arkadaşlığın haline...
''Farkına varamamış olabilir'' diyebilirsin doğru olabilir. Ama tekrarı olursa iyimserlik olarak kalır düşündüklerin.
Arkadaşlık zorlu bir kavramdır. Zamanla ısınır zamanla sırtını dayarsın. Ama küçük bir lafla bitebilir ne yazık ki araya mesafe girebilir.
Ortak arkadaşlara sahipseniz eğer bu daha güç bir durumdur. Ortam bozulur ''O geliyorsa ben gelmiyorum'' lar başlar ve zamanla geriye kırılmış bir kalp ve yitirilen anılar kalır.
Bu yazıyı okurken neden bu kadar karamsar bir düşünce tarzı diyebilirsiniz. Belki de yazıyı ithaf ettiğim kırgın olduğum yakın bir arkadaşım var şu an. Belki aramız düzelince sen bana böyle şeyler yazdın yazdırdın diyecek. Belki hiç farkında olmayacak.
Kırgınlık kolay ve affedilebilir, zor olan arkadaşlık...
Yardımları için The Tey Man' e teşekkürler :)
22 Mart 2014 Cumartesi
Bilinmeyen Tarih ve Türkler - Ferit Erden Boray
Merhabalar...
Geçtiğimiz günlerde Ferit Erden Boray'ın Bilinmeyen Tarih ve Türkler adlı kitabını okudum. Kitabı İlya yayınevinin kampanyasından set halinde
almıştım.(Kampanyadan ve aldığım olumsuz eleştirilerden bahsederim belki bir gün de.) Bu setten okuduğum ilk kitap oldu. (04.03.2014-20.03.2014 Aynı
zamanda okuduğum başka bir kitap daha vardı.) Aslında tarihe çok ilgim olduğu
söylenemez ama bilgim olsun istiyorum.
Ferit Erden Boray’ın albay emeklisi tarihçi yazar olduğunu
okudum bir yerde. Ama güvenilir bir kaynak mı bilemiyorum başka bir kaynak
bulamadım.
Yazarın en beğendiğim yönü; her bölüm öncesi bir özlü söz
paylaşmasıydı. Bunlardan beğendiklerim :
"Zafer,zafer değildir, yenilen düşman yenilgiyi kabul etmedikçe..." Claudianus
"Doğa ve kitaplar onları görebilen gözlere aittir." Ralp Waldo Emerson
"İyi kitaplar okumak, geçmiş asırların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir." Descartes
"Siz var olan şeyleri görür ve şöyle dersiniz; Neden? Ama ben olmayan şeyleri hayal ederim ve de derim ki; Neden olmasın..." Bernard Shaw
"Hayatın iki emeli vardır; istediğini elde etmek ve elde ettiğinin tadına varmak. En akıllı kişiler ikinciyi uygulayabilenlerdir." L. Simith
"Güneş ülkeyi yeryüzünde bulmak mümkün mü?
Fikir hürriyetine vicdan hürriyetine,
Lisan hürriyetine ilişmeyen Türklerin varlığı hiç olmasa yarın
Böyle bir ülkenin var olacağını bana hissettirebiliyor...
Madem ki düşünceyi zindana koymayan,
Hakikat sevgisini zincire vurmayan bir millet,
O cesur ve adil millet Türkler var..." Capanella.
"Kararlılık keskin bir bıçağa benzer, bir kerede ve dümdüz keser. Kararsızlık ise kör bir bıçak gibi kestiği her şeyi yırtar ve parçalar." Jan Mc Keitban
Ayrıca dönemler arasında da küçük karşılaştırmalar yapmasını da beğendim. Bazı yerlerde ağır basan bir Türk milliyetçiliği var ama bazı yerlerde de batıya negatif çok eleştiri var bu beni biraz rahatsız etti.
Kitaptan aldığım notlar:
"... Dünya tarihlerinde Rusların ilk kez tanıştıkları Türk boyu Peçeneklerdir..."
"... Son 1000 yıldır dünya ülkelerinin askeri tarihlerine bakarsak birliklerinin bütün komuta kademelerindeki rütbe isimlendirmelerinin çok eski asırlardan beri devam eden Türk ordu terimlerinden olduğu belgelenmiş şekilde görülür..."
"... Kırgız, Öz Türkçe kayıtlarına göre kırda gezenden gelir..."
"... İpek yolu kurucuları Uygur Türkleridir. Uygur Türklerinin matbaa gibi blok tabaka sistemi vardı ve ilk kağıt para biriminin sahipleriydiler..."
"... Selçuklularda... Kervansaraylara girildikten sonra akşam saatlerinde dış kapıları kapanırdı. Sabah olunca da erken saatte her yolcudan kayıpları olup olmadığı sorulur, eğer vukuat yoksa kapılar açılır var ise derhal gereği yapılarak bedeli ödetilirdi..."
Bu son kervansaray fikrini sevdiğimi de söylemeden edemeyeceğim :)
Bilinmeyen Tarih ve Türkler
Ferit Erden Boray
360 Sayfa
Kumsaati Yayınları
10 Mart 2014 Pazartesi
Ben neden HAYIR! diyemiyoruuum?
Neden bahsettiğim aslında tam olarak Sünger Bob'un sert yanı bölümünde anlatılmış. Tamamen iyi niyetten hayır diyemediğim ama vaktimi, maddi ve manevi şeyleri çalan bir sürü olay ile karşı karşıyayım. Bugün maddi şeylerden bahsedeceğim. Duygu sömürücülüğü belki başka bir gün.
Sırtından geçinmek deyimindeki sırtından geçinilen kişi tam olarak benim. Herkes bununla ilgili bir takım şeyler yaşamıştır çocukken bile. Ama ben bu aralar o kadar çok karşılaşıyorum ki sadece kendime kızıyorum. Ertesi gün yine herkese eevet, tabi, aa bende vaar, tabi ki alabilirsin gibi şeyler söylüyorum. Sonra da şöyle diyaloglar yaşıyorum:
-Babaaa bana şemsiye alır mısın bugün?
-Kızım senin şemsiyen yok mu?
-Vaaar. Arkadaş istedi ona verdim de hala getirmedi...
-Aşkım aşkım aşkım watsons a gitmemiz gerek.
-Hayır her şeyin var gereksiz şeyler alma.
-Ya asetonumu İrem aldı isteyemiyorum geri...
-Gülereeeek! Seni arıyorum neden açmıyorsun?
-Telefonumu..... Yok canım o kadar da değil :)
Bu gibi şeylerle kaybolan kitaplar, kırılan şemsiyeler, biten dökülen makyaj malzemeleri, çizilen elektronik eşyalar, üstüne yatılan paralar vb var.
Tabi ki birbirimizden ödünç aldığımız şeyler olacak. Ama bunların da bir usulü olmalı.
Zarar verildiğinde telafi edilmeli özür dilenmeli.
Her keyfi ihtiyaçta kapılar yüzsüzce çalınmamalı.
Verilen zarardan haberimiz yokmuş havası olmamalı yüzümüz kızarmalı.
Acaba aldığımız kişinin kendi eşyası ona lazım olur mu işim bitince hemen götüreyim denmeli.
İçten teşekkür edilmeli ya. Hıı ay çok saol ile geçiştirilmemeli.
Ben teşekkür ve özrü bilen güler yüzlü ilişkilerin farklı olduğuna inananlardanım. Ama hayır diyememenin de zararını çok gördüm.Kendime ve sevdiklerime bu gibi şeylerin yaşanmadığı günler diliyorum.
Neden bahsettiğim aslında tam olarak Sünger Bob'un sert yanı bölümünde anlatılmış. Tamamen iyi niyetten hayır diyemediğim ama vaktimi, maddi ve manevi şeyleri çalan bir sürü olay ile karşı karşıyayım. Bugün maddi şeylerden bahsedeceğim. Duygu sömürücülüğü belki başka bir gün.
Sırtından geçinmek deyimindeki sırtından geçinilen kişi tam olarak benim. Herkes bununla ilgili bir takım şeyler yaşamıştır çocukken bile. Ama ben bu aralar o kadar çok karşılaşıyorum ki sadece kendime kızıyorum. Ertesi gün yine herkese eevet, tabi, aa bende vaar, tabi ki alabilirsin gibi şeyler söylüyorum. Sonra da şöyle diyaloglar yaşıyorum:
-Babaaa bana şemsiye alır mısın bugün?
-Kızım senin şemsiyen yok mu?
-Vaaar. Arkadaş istedi ona verdim de hala getirmedi...
-Aşkım aşkım aşkım watsons a gitmemiz gerek.
-Hayır her şeyin var gereksiz şeyler alma.
-Ya asetonumu İrem aldı isteyemiyorum geri...
-Gülereeeek! Seni arıyorum neden açmıyorsun?
-Telefonumu..... Yok canım o kadar da değil :)
Bu gibi şeylerle kaybolan kitaplar, kırılan şemsiyeler, biten dökülen makyaj malzemeleri, çizilen elektronik eşyalar, üstüne yatılan paralar vb var.
Tabi ki birbirimizden ödünç aldığımız şeyler olacak. Ama bunların da bir usulü olmalı.
Zarar verildiğinde telafi edilmeli özür dilenmeli.
Her keyfi ihtiyaçta kapılar yüzsüzce çalınmamalı.
Verilen zarardan haberimiz yokmuş havası olmamalı yüzümüz kızarmalı.
Acaba aldığımız kişinin kendi eşyası ona lazım olur mu işim bitince hemen götüreyim denmeli.
İçten teşekkür edilmeli ya. Hıı ay çok saol ile geçiştirilmemeli.
Ben teşekkür ve özrü bilen güler yüzlü ilişkilerin farklı olduğuna inananlardanım. Ama hayır diyememenin de zararını çok gördüm.Kendime ve sevdiklerime bu gibi şeylerin yaşanmadığı günler diliyorum.
Sevgiler.
1 Mart 2014 Cumartesi
Merhabalar,
Bu yazı öneri yazısı olsun. Yazdıklarımı paylaşmaya heveslendiren isimlere yer vereyim. (Onlara özenip blog açtım ;) )
İyi bir Youtube takipçisiyim. İzleyeceğim şeyi bulabilirsem youtubeda izlemeyi tercih ederim. Popüler videolara bakarım, kanal aboneliklerine önem veririm, videoların tıklanma sayılarına yorumlarına bile bakarım bazen.
Yine bir youtube keşfinde güzellik/kozmetik videoları yapan Sebi Bebi ile karşılaştım. Samimiyeti, konuşması, önerileri o kadar hoşuma gitti ki o gece 10 videosunu falan izlemişimdir. Diğer günlerde de yüklediği diğer videoları atlamadan heeeepsini izledim. Hala da her gün kanalına bakar, yeni videolarını gördüğüm an izlemeye çalışır, herkese tavsiye ederim.
Yandaki isim de Pembe Defter! Pembe Defter ile bir Sebi Bebi videosunda karşılaştım ve çok sevdim. Pembe Defter de ağırlıklı olarak güzellik üzerine videolar yapıyor ama vlogları, özel soruları cevaplayan (teknolojik bir soru olabilir mesela) videoları da var. Çoook eğlenceli bir kanal mutlaka tavsiye ederim. Takip eden herkesin videoları izledikten sonra gün içinde "Merhaba Pembe Deftercileer" diyeceğinden neredeyse eminim.
Bu yazı öneri yazısı olsun. Yazdıklarımı paylaşmaya heveslendiren isimlere yer vereyim. (Onlara özenip blog açtım ;) )
İyi bir Youtube takipçisiyim. İzleyeceğim şeyi bulabilirsem youtubeda izlemeyi tercih ederim. Popüler videolara bakarım, kanal aboneliklerine önem veririm, videoların tıklanma sayılarına yorumlarına bile bakarım bazen.
Yine bir youtube keşfinde güzellik/kozmetik videoları yapan Sebi Bebi ile karşılaştım. Samimiyeti, konuşması, önerileri o kadar hoşuma gitti ki o gece 10 videosunu falan izlemişimdir. Diğer günlerde de yüklediği diğer videoları atlamadan heeeepsini izledim. Hala da her gün kanalına bakar, yeni videolarını gördüğüm an izlemeye çalışır, herkese tavsiye ederim. Yandaki isim de Pembe Defter! Pembe Defter ile bir Sebi Bebi videosunda karşılaştım ve çok sevdim. Pembe Defter de ağırlıklı olarak güzellik üzerine videolar yapıyor ama vlogları, özel soruları cevaplayan (teknolojik bir soru olabilir mesela) videoları da var. Çoook eğlenceli bir kanal mutlaka tavsiye ederim. Takip eden herkesin videoları izledikten sonra gün içinde "Merhaba Pembe Deftercileer" diyeceğinden neredeyse eminim.
Yourfaceismycanvas88, Melis Limes ve denizinpaylastiklari sürekli takip ettiğim diğer kanallar. Ağırlık kozmetik tabi yine :) Denizinpaylastiklari'nin bir kanalı daha var valekupakiz. Burada eşi Göktürk ile eğlenceli videolar yapıyorlar. Çok eğlenceli ve çok tatlılar.
Şu an Youtube da video paylaşmıyorum (bir kaç kişisel kararım var tabi :) ) ama bu kanalları o kadar beğenerek takip ediyorum ki kendi kanalımmış gibi herkese öneriyorum. Hepsine çok teşekkür ediyorum.
Ben de bir gün hem yazar hem konuşurum kim bilir?
28 Şubat 2014 Cuma
Yoksa sen zeki olduğunu mu düşünüyorsun?
Ben ilgimi çeken soruları paylaşayım:
- Zeki olduğunu düşünüyor musun?
- Bir insan böbreğini satmalı mı?
- Obez insanlar parasız sağlık hizmetinden yararlanmalı mı?
- Bir uzay gemisinde niçin mum yakılmaz?
- Elmayı nasıl tarif edersin?
Zeki olduğunu düşünüyor musun?
John FARNDON
İngilizceden Çeviren: Nurettin Elhüseyni
223 Sayfa- NTV
27 Şubat 2014 Perşembe
Merhaba! :)
Merhabalar.
İsterdim ki blogun içeriğini anlatayım. Ama neler yazacağımı tahmin edemiyorum. Yazmayı seviyorum, okumayı da. Okuduklarımı ve yazdıklarımı paylaşmak için buradayım. En çok istediğim şey paylaştıklarımın beğenilmesi. Fırsat buldukça burada olacağım. İyi okumalar herkese. Sevgiler. :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





.jpg)